MENU

LİNKLER
Valilik
GiresunResimleri
Doğa Güzellikleri
Tarihi Yapılar
Yerel yazarlar
Yöre yemekleri
Kültür ve Sanat
Yerel Basın
Yöre Türküleri
Osman Ağa
 
 
YALOVA için Hava Durumu

BuGün 19
Toplam 20549 Kişi Ziyaret Etmiştir.

New Page 1
 
 

LÂLE İLE MENEKŞE'NİN ÖYKÜSÜ (devam)

 Lâleyi herkes tanıyıp seviyordu. Çağdaş yaşamı seven, inançları kuvvetli Atatürkçü bir kadındı. Atatürk'ün kadınlara verdiği hakların korunması için gayret ederdi. Giresun'da ve İstanbul'da çeşitli platformlarda sosyal ve kültürel yaşamın ilerlemesi için uğraş verirdi. Acılı günlerden sonra asıl amaçlarına dönmüşlerdi. Büyük oğullan bilgili, kültürlü, saygın bir avukat olmuş, küçük oğullan da insanlığa hizmet verecek yetenekte bir doktor unvanını kazanmıştı. Böylece Lâle ve Menekşe'nin yıllar önce hayalini kurdukları idealleri gerçekleşmişti. Bu uğurda çekilen sıkıntılar unutulmuş, mutlu sona ulaşılmıştı. Ne kadar sevinseler değerdi. Artık sıra onların evlenip yuva kurmalarına gelmişti. Bu hayal de gerçekleşti, düğünler yapıldı, gelinler geldi. Şimdi torunlar bekleniyordu o da gerçekleşti sıra ile akıllı güzel iki kız torunda geldi. Zeynep ile Deniz'i çok seviyorlardı. Lâle ile Menekşe tanrıdan daha ne isteyecekleri tanrı onlara her istediklerini vermişti. Bundan daha büyük mutluluk olur muydu?
Mutlu yaşamın içinde bazı istenmeyen olaylar da oluyor. 92 yılının sonunda Lâle'nin babasını kaybetmişlerdi. Bu onları son derece sarsmıştı. Menekşe, Lâleyi teselli ediyor acısını hafifletiyordu. Bekledikleri olmuş çocukları büyümüş meslek sahibi olmuşlar evlenmişler torunları da olmuştu. Çocuklar evden ayrılmışlardı. Lâle ile Menekşe başladıkları gibi iki kişi kalmışlardı. Geçen uzun zaman, onların aşkını daha da artırmıştı. Birbirlerini çok seviyorlardı. Arzularına kavuşmuşlardı. Giresun'a dönmek zamanı gelmişti. Oturdular konuştular, çocuklardan ve torunlardan ayrılmak zordu İstanbul'da devam edecekler, Giresun'a daha sık gideceklerdi. Orada aile fertleri ile arkadaşları ile eski günlerin anısını yaşayacaklar, ilk tanıştıkları Balkaya ziyaret edilecek, anılarla dolu Giresun dolaşılacaktı. Bu program eksiksiz uygulanıyordu. İstanbuldaki günlere de Menekşe görevini sürdürüyor, Lâle sosyal faaliyetlerde bulunuyor, almanca kursuna devam ediyor, resme olan kabiliyetini geliştirmek için resim kursuna hazırlanıyordu. Çocuklarının meslek sahibi olmaları onları ekonomik yönden rahatlamışlardı. İstanbul'un yazları çok sıcak geçiyordu. Evleri de çok sıcak oluyordu. Onun için bir yazlık almayı, orada çiçeklerle ağaçlarla uğraşıp zaman geçirmek istiyorlardı. Bunun için araştırmaya başladılar, arzu ettikleri yazlık evi Yalova'da Aydınkent'te buldular. İmkanlarını birleştirip beğendikleri bahçeli eve kavuştular. Sevinçleri sonsuzdu. Bu arzulan da gerçekleşiyordu. Bu evi kısa zamanda döşediler, her türlü ihtiyacı karşılayacak şekle getirdiler, yılın büyük bir zamanını bu evde kalanını da Giresun'da geçireceklerdi. Bunun için seviniyorlardı. Lâle ile Menekşe ilkbahar gelince evlerine gider bahçelerini en nadide çiçeklerle süsler, onların seyrine duyamazlardı. Her yıl yapılan ilavelerle evleri küçük bir saray haline gelmişti, sarayın kraliçesi de Lâleydi. Site çok büyüktü, Menekşe kısa zamanda tanındı, sitenin başkanlığına seçildi. Kısa zamanda siteyi sosyol tesislerle güzel ağaçlarla çiçeklerle donatmıştı. Bu manzara içinde Lâle ile el ele verip çok güzel günler geçiriyorlardı. Lâle yeşili, çiçeği, doğayı çok seviyor, her gün bahçesindeki çiçeklerle uğraşıyor, onları bir nevi öpüyor, siteye diktirdiği oya ve çam ağaçlarının her yıl büyümesinden gurur duyuyordu. Artık fırsat buldukça çocuklar, gelinler, torunlar da geliyor torunların bisikletle dolaşmasından havuzda yüzmelerinden hep birlikte olmaktan haz duyuyordu. Tanrıdan ne istenmişse alınmıştı. Buna şükretmek lazımdı. Lâle'nin inancı kuvvetliydi, her akşam yatmadan önce sağlık ve mutluluk için dualar yapılıyordu. Menekşe görevine haftada iki gün gidiyor o nedenle büyük bir zamanlarını Yalova'da Aydınkent'te geçiriyorlardı. Çocuklarının dostlarının gelmelerine onlara sevdikleri yemekleri yapmaktan, torunlarını sevmekten Lâle çok hoşlanıyor, devamlı bu şekilde günlerini geçiriyor, akşamları bol bol yürüyor, arada sırada havuza ve denize girmeyi de ihmal etmiyordu.
Yıl 1999. Herkes Milenyuma hazırlanıyor. Zaman hızla ilerliyordu. Lâle ile Menekşe Giresun'a gitmeye hazırlanıyor, nisan ayında Lâle'nin doğum günüydü. Menekşe Giresunla ilgili yazdığı kitabının önsözünde kitabı Lâleye armağan ediyordu. Lâle bu davranışından son derece memnun olmuştu. Giresun'dan dönünce de Yalovaya evlerine gidecekler, yazı orada geçireceklerdi. Giresunda akraba ve dostlarla güzel günler geçirilmiş anılar canlandırılmış kısa da olsa hoş bir yaşam sağlanmıştı. İs-tanbula dönerken Lâle Giresun'dan ayrıldığına üzülüyor, Yalovaya gideceği için seviniyordu. Bir ikilem içindeydi bu duygularla İstanbulda kısa süre kalındıktan sonra, Yalovaya gidilmiş, çiçeklere, ağaçlara kavuşulmuştu. Lâle kısa zamanda çiçeklerin toprağını temizletmiş, daha da güzelleştirmişti. Yalovaya gelmekten pek hoşnuttu. Menekşe'nin görevi o yaz sona erecek, artık hep Yalovada kalacaklardı. Bunun hayalini yaşıyorlardı. Bu zamana kadar Menekşe haftada iki gün İstanbula inip dönecekti. Menekşe Lâleden iki gün bile ayrılmaya dayanamıyor, iki gün içinde birçok telefon konuşmaları yapıyor, birbirlerini sevdiklerini tekrarlıyorlardı. Bu arada çocukların gelinleri torunları da sık sık geliyor hep birlikte güzel günler geçiriyorlardı. Lâle'nin yurt dışında yaşayan çok sevdiği kardeşi gelecekti. Lâle onu Aydınkent'te ağırlayacaktı. O nedenle Karamürsel'deki yazlığında kalan annesini de davet etmişti, böylece hep birlikte olunacak, anılar tekrarlanacaktı. Bu arada kardeşi ve tatilden dönen küçük oğlu, eşi ve çocuğu ile birlikte geldiler. Evde bir neşe hakimdi Lâle gelenlere çok seviniyor, küçük torununu Deniz'i nazlıyordu. Bir süre sonra oğlu, eşi ve torunu İstanbul'a döndüler. Bu sefer büyük oğlu eşi ve büyük torunu Zeynep geleceklerdi. Lâle onları bekliyor, ona göre hazırlanıyordu. 16 ağustos sabahıydı, Menekşe ertesi günü İstanbul'a inecekti. Lâle ile birlikte sabah kahvaltısını yapmışlar, havuza gitmeye karar vermişlerdi. Havuzda güneşlenmişler, yüzmüşler, kahvelerini yudumlamışlar, geçmişten, gelecekten konuşmuşlardı. Öğleye doğru menekşe havuzdan ayrıldı. Lâle de kardeşlerinin yanma gitmişti. Evin yolunu tutan Menekşe son derece sıkılıyor, yerinde duramıyor eve girdiğinde kayın validesi kitap okuyordu balkonda, onunla bir süre konuşup şakalaştıktan sonra Menekşe evden çıkıp sitede geziyor, ancak bir türlü huzurlu olamıyordu. Bu duygular içinde akşam eve gelmişti. Lâle masayı balkona hazırlamıştı. Menekşe de ertesi günü İstanbul'a gitmenin stresi vardı, bunu bilen Lâle Menekşeyi neşelendirmek için her şeyi deniyordu. Karşılıklı yenen akşam yemeğinden sonra Menekşe'nin sıkıntısı gitmemiş, dışarı çıkıp site içinde dolaşmaya başlamış, saat 23 sıralarında eve dönmüştü. Lâle bu sırada TV seyrediyordu. Konuştular, şakalaştılar Menekşe iyi geceler dileyerek ertesi sabah erken kalkacağından yatmıştı

sonraki sayfaya devam


GAZETELER
Ulusal Basınlar..
Sabah Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
Milliyet Gazetesi
Hurriyet Gazetesi
Star Gazetesi
Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi
Dünya Gazetesi
Foto Maç

ON-LİNE KURLAR
 

DÖVİZ ALIŞ SATIŞ
USD 1.5242 1.5350
EURO 2.0812 2.0958
GBP 2.2113 2.2277

TAKVİM
 
6
Ocak

2009
06.01.2009

New Page 1