MENU

LİNKLER
Valilik
GiresunResimleri
Doğa Güzellikleri
Tarihi Yapılar
Yerel yazarlar
Yöre yemekleri
Kültür ve Sanat
Yerel Basın
Yöre Türküleri
Osman Ağa
 
 
YALOVA için Hava Durumu

BuGün 17
Toplam 15704 Kişi Ziyaret Etmiştir.

New Page 1
 
 

LÂLE İLE MENEKŞE'NİN ÖYKÜSÜ

      Bu bölüm 29 Nisan 1953, 17 Ağustos 1999 arasında geçen ve Giresun'da başlayıp, İstanbul'da devam eden çok mutlu bir yaşamın Yalova'da sona eren öyküsüdür.
Menekşe kitabın yazarının sembol ismi, Lâle ise onun sevgili eşidir. Yazıda 45 yıllık mutlu bir yaşamın 45 saniyede nasıl sona erdiği anlatılmaktadır.
İstanbul Cihangir 25.04.2001

ÖYKÜMÜZ
Yıl 1953. Giresun bir başka güzeldi. Tam anlamıyla yeşil, yemyeşildi. Adadan kalkan martı kuşları Gedikkaya ile kaleyi selamlar uçar uçarlardı. Güneşin Gedikkaya'dan doğup Dikmen'den batması az rastlanan gü­zelliklerdendi. Ayvasıl Burnu denize doğru uzanmış sanki Hasantepesini selamlıyordu. Aylardan nisandı. Giresun'da herşey bahar kokuyordu. Çi­çekler açmış, fındık bahçeleri yeşermiş zemin renkli bir halıyı an­dırıyordu. Böyle bir ortam içinde bıyıklan yeni terleyen liseli bir genç Kapukahveden, Bekirpaşa ve Fevzipaşa Caddeleri'nden hergün geçip oku­luna giderdi. Aylardan nisandı. Liseli genç Bekirpaşa Caddesi üzerinde minyon tipli, yeşil mantolu, yemyeşil gözlü güzel bir kıza rastlar. Kız henüz 14 yaşlarında, liseli gençte 17 yaşlarındaydılar. Liseli genç bu yeşil gözlü kıza ilgi duyar onu bir daha bir daha görmek ister, bu ilgisi hergün artar. Onu hergün takip eder, bu durum günlerce devam eder, ancak bir türlü konuşup ona ilgisini ve sevgisini aşkını anlatamaz. Bu durum liseli gencin huzurunu bozar uykusunu kaçırır. Genç kızı takip eden liseli genç onu bahçesinde asırlık bir manolya ağacı olan ahşap yeşil boyalı üç katlı bir eve girerken görür ve her gün bu evin önünde dolanıp durur. Bu ev 1890 yılında rus konsolosu için yapılmış ve sonradan şair Çan'ın babasına geçmiş, Can bu evde doğmuştu. Bu ev sonradan yeşil gözlü kızın ba­basının olmuş. Böylece yeşil Giresun da, yeşil boyalı evde, yeşil gözlü bir kız vardı. Yine yeşil gözlü kızı gördüğü günün akşamı liseli genç çok he­yecanlıydı, karışık duygular içindeydi, sabahın olmasını sabırsızlıkla bek­liyordu ve yeşil gözlü kızı bulup konuşacaktı. Daha fazla beklemeye ta­hammülü yoktu. Ancak zamanın koşullan gereği bu konuşma bir türlü gerçekleşemiyor. Liseli gencin heyecanı, huzursuzluğu artıyordu. Nihayet bir çare bulundu, araya arkadaşları girdi ve liseli gencin sevgisi yeşil gözlü kıza dolaylı yoldan iletildi ve cevap istendi. O kendisini seveni ta­nımıyordu bile, ne diyebilirdi, hayır derse neler olabilirdi diye düşünen li­seli gencin heyecanı daha da artmış ve sabırsızlıkla beklemeye başlamıştı. Sonuç kendisine liseli gencin aşkını ileten arkadaşına Evet demiş. Ancak şartlar varmış, babası okumasını istiyormuş, bu konuyu ailesinin bil­memesini istemiş. Bu şartlarla evet demiş. Tarih 29 Nisan 1953. Kim­senin anlamaması için ondan en sevdiği çiçek olan Menekşe diye bahsedecekmiş Arkadaşı tarafından gence iletildiğinde dünyalar  onun olmuştu. Artık liseli gencin adı bundan sonra menekşe diye anılacaktı. Menekşe de ona Lâle diye hitap edecekti. Bunu çok beğenmişti. Artık aracı ile başlayan diyaloglar telefon konuşmalarına dönüşmüştü.
Telefon konuşmaları gittikçe artıyor, mektuplar çoğalıyor, hatta kı­sıtlıda olsa karşılıklı diyaloglar yapılıyordu.Bu durum sevginin her an arttığını gösteriyordu. Lâle'nin 1953 yılı Ağustos ayında hatıra defterine "menekşeyi çok seviyorum, ona evet demekle mutluyum" diye yazması sevginin arttığını gösteriyordu. Günler haftalar aylar artan bir sevginin işaretini gösteriyordu. Menekşe yüksek tahsil için İstanbul'a gidecekti. Lâle'den nasıl ayrılacağını düşünüyor ve uykuları kaçıyordu. Lâle onu teselli ediyor kendi duygularını belli etmemeye çalışıyordu. Bir sonbahar günüydü yeşillikler sararmaya başlamıştı. Yapraklar dallarından kopup rüzgarın etkisiyle uçuyor, yerleri süslüyordu. Bu görüntüler içinde İstanbul hazırlığına başlanmıştı. Yapraklar sarardığı halde Lâle'nin gözleri yeşildi, kalbi berrak ve temizdi, Menekşe'ye karşı sevgi doluydu. Giresun sonbaharı yaşıyor, Kaledeki asırlık çınarlar sarıya boyanıyor Gedikkaya sonbaharın yaklaştığını müjdeliyordu. Yeşilin sararması denizin maviliğini bile etkiliyordu. İstanbul yolculuğundan önce Menekşe sevgisini Lâle'nin ailesine bildirmek ve geleceğini garantilemek istiyor bunun için çare arıyordu. Lâle bunun zamansız olduğunu söylemesine rağmen annesiyle görüşülmesine razı oldu. Menekşe bir vasıta bulup Lâle'nin annesine ulaşmak için uzun uğraşlardan sonra değerli bir hanımefendinin evinde Lâle'nin annesiyle görüşme sağlandı. Lâle'nin annesi saydıdeğer anlayışlı bir hanımefendiydi. Bu durum Menekşe'ye cesaret verdi ve konuşmaya başladı. Lâle'yi çok sevdiğini onunla evlenmeyi arzu ettiğini heyecanla anlatan Menekşe, Lâle'nin annesinden anlayışlı bir cevap aldı. Lâle'nin annesi "kızımı mutlu edeceksen, kızımda seni seviyorsa ben buna sadece yardımcı olurum" diye cevap verince Menekşe sevinçten uçacak gibi oldu ve elini öptü. Çok anlayışlı bir insanla karşılaşan Menekşe rahatladı artık tahsil için İstanbul'a huzur içinde gidebilirdi. Hemen Lâleyi aradı Lâle de heyecanla bekliyordu iyi haberi ona da iletti karşılıklı sevinç çığlıkları atıldı.
Artık telefon konuşmaları mektuplaşmalar, Balkaya'da buluşmalar sıklaşmıştı. Bu sayede karşılıklı duygular daha iyi anlatılabiliyor, birbirlerini daha iyi tanıyorlardı. Sevgileri her dakika artar gibiydi. Balkaya'da karşılıklı oturuluyor, nefis pastalar yeniyordu. Balkaya Giresun'da oturulup konuşulacak güzel bir mekandı. Menekşe Lâle'nin annesiyle konuşup rahatladıktan sonra tahsil için yapacağı İstanbul seyahatinin hazırlıklarına başlamıştı. Bir an evvel tahsilini bitirmek, mutlu sona yaklaşmak istiyordu. Lâle de okul değiştirmiş daha kısa sürede bitirebileceği bir okula girmişti. Menekşeyi yolculuk heyecanı sarmıştı, Lâle'den ayrılmak zordu onun için sık sık birbirlerini görüp sevgilerini paylaşıp birbirlerini teselli ediyorlardı. Son defa ayrılmak zor olmuştu bir sonbahar akşam limandan kalkan gemi denizi yararak beyaz köpükler çıkararak Giresun'dan uzaklaşıyor, Menekşe güvertede Giresun'un kaybolan ışıklarını seyrediyor her saniye Lâlesi'nden uzaklaştığını hissediyordu. İki gün süren zor bir yolculuktan sonra boğazda süzülen gemideki Menekşe son derece üzgündü Lâlesini çok özlemişti. Onun hasretine nasıl dayanacaktı. Bu duygular içinde İstanbul'a varıldı.

sonraki sayfaya devam


GAZETELER
Ulusal Basınlar..
Sabah Gazetesi
Cumhuriyet Gazetesi
Milliyet Gazetesi
Hurriyet Gazetesi
Star Gazetesi
Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi
Dünya Gazetesi
Foto Maç

ON-LİNE KURLAR
 

DÖVİZ ALIŞ SATIŞ
USD 1.1590 1.1671
EURO 1.7926 1.8053
GBP 2.2602 2.2770

TAKVİM
 
7
Ağustos

2008
07.08.2008

New Page 1